logo
May the "efficiency" be with you.

E-Ticaret Danışmanlığı

Dijital Performans Yönetimi

Dönüşüm Oranı Optimizasyonu

Eposta Pazarlaması

Çevrimiçi Durum analizi

Dilediğiniz zaman iletişime geçebilirsiniz.
Genç ve dinamik ekibimizle 7/24 hizmetinizdeyiz.

(0212) 800 7986

info@hamlinmcgill.com

Serdar-ı Ekrem Cd. No:15, Beyoğlu, İstanbul

(0212) 800 7986

Serdar-ı Ekrem Cd. No:15, Beyoğlu, İstanbul

Yukarı

COVID-19 Etkisi: Corona’nın E-Ticarete Etkileri

COVID-19 Etkisi: Corona’nın E-Ticarete Etkileri

E-Ticaretin dünyada geldiği nokta herkesin malumu. Son 2 senedir sürekli, ülkemizdeki tüm toptancıların, perakendecilerin önümüzdeki 5 sene içerisinde e-ticaret yatırımı yapacağını ve bu işte ne kadar başarılı oldukları da sonraki 15 yılını etkileyeceğini dile getiriyorum. Maalesef son birkaç aydır tüm dünyayı etkisi altına alan COVID-19 virüsü ve bu virüsün ortaya çıkardığı Corona hastalığı bu gerekliliği bir kez daha gün yüzüne çıkardı. E-Ticaret üzerinden satış yapabilen firmalar son 1 haftadır satışlarını yapmayı sürdürürken diğerleri, evde virüsün etkilerinin tamamen ortadan kaybolmasını bekliyor. Zira ihracatçı, ithalatçı hemen hemen tüm firmalar ev izolasyonuna geçerken, geçtiğimiz hafta da hemen hemen tüm perakende devleri tüm fiziksel mağazalarını geçici süre kapatma kararı aldılar. Ama bu perakende devlerinin yayınladığı bildirilerdeki ortak nokta ise “online mağazamız 7/24 hizmetinizde” oldu.

Peki Corona hastalığı dolayısıyla insanların evlerine kapanması e-ticareti nasıl etkiledi ya da etkileyecek?

Bu konuyla ilgili kısa bir süre önce BigCommerce son raporunu paylaştı. Ben de bu raporu sizlerle paylaşmak istedim.

Panik Alımlarını Anlamak ve Coronavirus

COVID-19 haberleri yayıldıkça ve resmi olarak Dünya Sağlık Örgütü tarafından bir salgın olarak ilan edilmesi, insanların stok yapmasına sebebiyet verdi. El dezenfektanı, maske gibi tıbbi malzemelerin yanı sıra tuvalet kağıdı ve ekmek gibi ev gereçlerini stoklamak yapılan ilk işlerden oldu. Özellikle bu ürünlere olan rağbet fiyatlarının farklı oranlarda artmasına sebebiyet verdi.

İnsanlar krizlere farklı şekillerde tepki verirler. İnsanlar kontrolünde olmayan belirsiz, riskli bir durumla karşılaştığında, biraz kontrolü ele almak için, en azından böyle hissetmek için elinden geleni yapmaya çalışır.

Londra Sanat Üniversitesi’nde bir tüketici psikoloğu olan Paul Marsden, CNBC’ye şunları söylemiş: “Panik satın alımlarının üç temel psikolojik ihtiyacı karşılamaya yöneliktir.” Bu ihtiyaçlar özerklik (veya kontrolü hissetme ihtiyacı), ilişki (ailelerimize fayda sağlamak için bir şeyler yaptığımızı hissetme ihtiyacı) ve yetkinliktir (akıllı alışveriş yapanların doğru seçimi yapmış gibi hissetme ihtiyacı).

Bu psikolojik faktörler aynı nedenlerdir “perakende terapisi” olarak da adlandırılıyor. Bu insanların birçok farklı kişisel kriz türüne yanıt olarak insanların verdiği tepkidir. Ancak bunun yanı sıra, bir salgın bunlara bazı yeni katmanlar ekler.

İlk olarak, COVID-19’un küresel yayılması çok sayıda belirsizlik ve çelişkili bilgileri beraberinde getirdi. İnsanlar birden fazla kaynaktan farklı tavsiyeler duyduklarından, hazırlıklı olmaktan ziyade aşırı hazırlanma içgüdüsüne sahip oldular.

İkincisi, kalabalık zihniyeti. Diğer insanların rafları satın aldığını görmeleri ve sonrasında ihtiyaç duyacakları ürünlerin bitmesinden korkmaları stok yapma kararlarını etkiler. Hiç kimse böyle olağandışı durumlarda geride kalmak istemez.

Nesillere Göre Farklılık

Yukarıdaki durumlar genel insan davranışı için geçerli olmakla birlikte, COVID-19’a verilen yanıt nesiller arasında doğal olarak farklı olmuş.

Bunun hızla gelişen bir durum olduğuna dikkat etmek önemli, bu nedenle davranışlar koşullar değiştikçe, değişir ve bazı istatistikler, rakamlar anlamını yitirir. Bundan dolayı nesillere göre genel insan davranışlarında bazı farklılıklar olur. İşte istatistiksel olarak o veriler;

Z ve Y Kuşağı

İnsanlar genel olarak artan pandemi konusunda endişeliler. Ancak en genç kuşakların bu konudan pek endişe duymadıkları ön yargısı olsa da araştırmalar, satın alma alışkanlıklarından yola çıkarak bunun böyle olmadığını gösteriyor.

ABD ve İngiltere tüketici gruplarında yapılan bir araştırmada Z ve Y Kuşaklarının %96’sının salgın ve bunun ekonomi üzerindeki etkisi konusunda endişe duydukları ortaya çıktı. Bu endişe, davranışlarını diğer nesillere göre daha dramatik bir şekilde değiştirdiğini gösteriyor. Bu kişiler harcamaları kısarak, ürünleri stoklayarak ve eğlence ve deneyimlere daha az harcama yaparak tepki vermişler.

X ve “Boomer”lar

Bu nesiller coronavirüs ve ekonomiye etkileri hakkında hala endişe duymakla birlikte, yaşlı nesiller genç nesillerden biraz daha az endişe duyuyor ve virüsün alışveriş alışkanlıklarını daha az etkilemesine izin veriyor. Örneğin Boomer’ların % 24’ü ve X Kuşağı’nın % 34’ü, salgının satın alma alışkanlıklarını değiştirdiğini söylüyor. Bu da genç nesil ile yaşlı neslin duruma bakış açılarının arasındaki devasa farkı ortaya koyuyor.

*Boomer: 2. Dünya Savaşı sonrasında doğan kuşak. 

COVID-19: Erkeklerin ve Kadınların Alışveriş Davranış Farklılıkları

Veriler alışveriş davranışlarının kuşak farklılıklarına göre değiştiğini gösterirken, cinsiyete göre de farklılıklar mevcut.

Araştırma, kadınların COVID-19’un etkileri konusunda endişe duyma oranının erkeklere göre daha yüksek olduğunu gösterirken, erkekler ise alışveriş davranışlarını etkilemede kadınlara göre daha önde görünüyor. Salgın, erkeklerin üçte birinin, alışveriş alışkanlığını değiştirirken, kadınlarda ise bu oran % 25 seviyesinde. Buna ek olarak, erkeklerin %36’sının, seyahat, restoran, eğlence vb. gibi deneyimlere harcamalarını etkilerken, kadınlarda bu oran % 28 seviyesinde. Yani görünüşe göre kadınlar daha çok endişe duyarken, alışkanlıkları daha zor değişiyor 🙂

E-Ticaret Gelirlerindeki Değişimler

İnsanlar sosyal uzaklığı pandeminin yayılmasını yavaşlatmanın bir yolu olarak benimsediğinden, fiziksel alışverişlerde doğal olarak azalma oldu. Bu da e-ticaret tarafında artış olacağı kanısına sebep olabilir.

Peki bu gerçek mi? Aslında, bazı endüstrilerde artış olsa da, genel olarak e-ticaret satışlarında yükselme değil, düşüş mevcut. Bu artış beklentisi ise, özellikle ev eşyaları ve market ürünleri alanları için geçerli gibi görünüyor. Çin’in en büyük çevrimiçi perakendecisi olan JD.com, geçen yılın aynı dönemine kıyasla ev temel ihtiyaçları satışının dört kat arttığını açıkladı.

COVID-19’un e-ticaret üzerindeki etkilerini daha iyi anlamak için aşağıdaki karşılaştırmalı veriler daha iyi yardımcı olacaktır. Aşağıda geçen yılın aynı dönemine oranla, sektörelerin yaşadığı değişimleri  görebilirsiniz. Bu arada araştırmada örneklemin sayısı açıklanmadığı için veriler ülkeden ülkeye ve örneklemin büyüklüğüne göre değişiklik gösterebilir. Ancak bize genel bir fikir verebilir.

*Pembe grafik “Ciro”yu ifade ederken, sarı grafik ise “Dönüşüm Oranı”nı ifade eder.

*Tablolar 18 Şubat 2020 ile 17 Mart 2020 tarihleri arasını içermektedir.

1. Omnichannel

Tablo bize geçen yıla oranla virüs ile birlikte tedbirler artırılmaya başladıktan sonra cironun Mart ayının başlarına kadar %5 ila %10 bandında artışla seyrederken sonrasında %45 ila %50 bantlarında kayıplara kadar indiğini gösteriyor. Dönüşüm oranında ise grafik genel olarak aşağı yönlü.

*Omnichannel: Çok kanallı pazarlama anlamına gelir, perakende ve online alışveriş deneyimini birleştirmektir.

2. Saf E-Ticaret

Omnichannel’ın aksine saf e-ticaret olarak adlandırabileceğimiz alan, yalnızca çevrimiçi hizmet veren mağaza, markaları içeriyor. Omnichannel gibi bu alanda da bir gerileme görüyor, ancak iyileşme potansiyeli gösterdiğini de söyleyelim.

3. Abonelik Hizmetleri

E-ticaret satışları genellikle hızla yükseliyor gibi görünmese de, bazı istisnalar da yok değil. Bunların başında, hem gelir hem de dönüşümde belirgin bir artış eğilimi gösteren abonelik hizmetleri geliyor.

COVID-19’un Kategori Bazlı Etkileri

İnsanlar yeni ve sürekli değişen küresel ve yerel koşullara göre satın alma seçimleri yaparken, satın alınan ürün kategorileri de değişiyor gibi görünüyor.

Pazar araştırması şirketi Nielsen, COVID-19 pandemisine bağlı altı temel tüketici davranışı eşiğini ve bunların piyasalardaki sonuçlarını belirledi.

Bunlar:

  • Proaktif sağlık odaklı satın alma (koruyucu sağlık ve sağlıklı yaşam ürünleri satın alma).
  • Reaktif sağlık yönetimi (maskeler ve el dezenfektanları gibi koruyucu ürünler satın almak).
  • Kiler hazırlama (yiyecek ve temel ev eşyalarını stoklama).
  • Karantina hazırlığı (mağazalarda sıkıntı yaşıyor, daha az mağaza ziyareti yapıyor).
  • Kısıtlı yaşam (çok daha az alışveriş gezisi yapma, kısıtlı çevrimiçi kullanım ).
  • Yeni bir tarz (günlük rutinlere dönüş, kalıcı olarak değiştirilen tedarik zinciri).

Bu aşamalar ilerledikçe, insanların satın almayı seçtikleri ürünler ve gelişen ürün kategorileri değişmeye devam ediyor. İşte en çok etkilenen ürün kategorilerinden bazıları.

1. Sağlık ve güvenlik ürünleri

Boş raflarla karşılaşan veya çevrimiçi fiyat araştırması yapan herkes, sağlık ve güvenlik ürünlerinin üretilip stoklanabileceğinden çok daha hızlı satın alındığını bilir.

Nielsen’in verilerine göre, hijyenik ve tıbbi maske satışı gibi ürünler% 300’den fazla arttı.

2. Raf kararlı gıdalar

Satışı patlayan tüketici ürünlerinin bir diğer kategorisi de rafa dayanıklı ürünlerdir. Bunlar uzun vadeli karantina planlayan insanlar için uygundur. Nielsen’e göre rafa dayanıklı süt ve süt ikameleri gibi ürünlerin satışları % 300’den fazla arttı. Artış gösteren diğer ürünler, uzun raf ömrüne sahip kuru fasulye ve meyve atıştırmalıkları gibi görünüyor.

3. Dijital akış

Salgın döneminde insanlar evde oturdukça ve artık harici eğlence seçeneklerinden mahrum kaldıkça dijital akış hizmetlerinde bir artış olması şaşırtıcı değil. Netflix, Amazon, Hulu ve Disney gibi akış hizmetlerinde tipik olmayan bir büyümenin söz konusu olduğu görülüyor.

4. Lüks ürünler

Hep artış gösteren ürünlerden bahsetmeyelim. COVID-19’un en çok etkilediği alanlardan birisi de lüks ürünler. Ancak bu sektörü olumsuz anlamda etkiliyor ve etkileyecek.

Vogue Business, 2020 yılında COVID-19 nedeniyle 10 milyar dolarlık potansiyel bir kayıp öngörüyor.

5. Giyim

İnsanlar anlaşılır bir şekilde bu pandemi döneminde kıyafet alışverişi ile ilgilenmiyorlar. Büyük markalar fiziksel mağazalarını kapatıyorlar ve haliyle kayıplarla karşılaşıyorlar. Yurt dışında bazı markalar ise (Patagonia gibi) çalışanlarını korumak adına çevrimiçi mağazalarını dahi kapatıyor.

Sonuç

Hepimiz, şu anda bir belirsizlik halinde yaşıyoruz. Bu da beklendiği gibi tüketim alışkanlıklarını değiştiriyor.

Bir işletme sahibi olarak, müşterilerinizin ihtiyaçlarını ve kendi gereksinimlerinizi karşılamaya çalışırken benzer belirsizliği yaşıyorsunuz. İşletmelerin, özellikle de çevrimiçi hizmet veren işletmelerin bu gibi kriz durumunda kepenk kapatmak yerine müşterilerine “ihtiyaç duyduğun anda buradayım!” mesajı vermeleri ve hizmetlerine (tabii ki çevrimiçi çalışanlarının sağlıklarını da göz ederek) kısıtlı da olsa devam etmeleri, onlara sosyal mesajlar vermeleri en azından dijital iletişim açısından oldukça önemli gibi görünüyor.

Bu makalenin tüketici alışkanlıklarının çevrimiçi tarafta nasıl değişkenlik gösterdiğini anlamanıza yardımcı olmasını umuyoruz, böylece onlara mümkün olan en iyi şekilde hizmet vermeye devam edebilirsiniz.

 

2011 yılından beri içerik üreticisi, 2017 yılından beri e-ticaret sektöründe ve BSL markasının e-ticaret direktörü, bilgisayar mühendisi ve 2019 yılından beri Hamlin&McGill dijital performans ve e-ticaret danışmanlık ajansının kurucusu.

Yorum Yok

İçerik Yorumları